Karbon Saydamlık Projesi (CDP) Nedir?

Karbon Saydamlık Projesi (CDP) Nedir?

Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project, CDP), şirketlerin, şehirlerin ve kamu kuruluşlarının iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma gibi çevresel konulardaki etkilerini ölçmesini, yönetmesini ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmasını sağlayan küresel ölçekteki en büyük gönüllü çevresel raporlama platformudur. 2000 yılında İngiltere’de kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulan CDP, yatırımcılar, büyük alıcı firmalar ve hükümetlerle iş birliği yaparak şirketlerden çevresel verilerini açıklamalarını talep etmekte ve bu verileri standartlaştırılmış bir çerçevede analiz ederek kamuoyuyla paylaşmaktadır. CDP’nin orijinal adındaki “Disclosure” kelimesi ifşa anlamına gelmekte, kuruluşun temel felsefesi şirketlerin çevresel etkilerini gizlemek yerine açıkça paylaşmalarını teşvik etmeye dayanmaktadır. Dünya genelinde 2025 yılı itibarıyla 22.100’ün üzerinde şirket CDP aracılığıyla çevresel verilerini raporlamakta, toplam 136 trilyon ABD dolarını aşan varlığı yöneten 740’tan fazla kurumsal yatırımcı bu verileri yatırım kararlarında kullanmaktadır.

Türkiye’de CDP çalışmaları 2010 yılından bu yana Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ortaklığında yürütülmektedir. Türkiye’den raporlama yapan şirket sayısı 2011 yılında yalnızca 20 iken, 2024 yılında 138’e ulaşmış olup bu artış trendi her yıl güçlenerek devam etmektedir. 2025 yılı CDP Türkiye sonuçlarına göre, Türkiye’den 45 şirket en az bir tema alanında Küresel A Listesinde yer almış, dünya genelindeki 27 Triple A şirketin 5’i Türkiye’den çıkmıştır. Bu veriler, Türk şirketlerinin çevresel raporlama ve performans alanında Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde bir konuma ulaştığını göstermektedir. CDP, 2025 yılından itibaren iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma tema alanlarını 13 modülden oluşan tek bir entegre soru seti altında birleştirmiş, biyoçeşitlilik ve plastikleri ise ilk kez bağımsız tema alanları olarak raporlama sürecine dahil etmiştir. Türkiye’nin 2026 yılında COP31’e ev sahipliği yapacak olması, Türk şirketleri açısından CDP raporlamasının stratejik önemini daha da artırmaktadır.

CDP Raporlama Süreci Hangi Aşamalardan Oluşur?

CDP raporlama süreci, her yıl belirli bir takvim dahilinde yürütülen ve hazırlıktan sonuç açıklamaya kadar uzanan sistematik bir döngüyü içermektedir. Sürecin ilk aşaması davet ve kayıt dönemini kapsar; CDP her yıl yatırımcılar ve büyük alıcı firmalar adına şirketlere raporlama daveti gönderir, ancak davet almayan şirketler de gönüllü olarak platforma başvurabilir. Şirketler CDP Portal üzerinden kaydını tamamladıktan sonra, raporlama için hazırlık aşamasına geçilir. Bu dönemde şirketler kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarını tamamlar, Kapsam 1, 2 ve 3 emisyon verilerini derler, enerji tüketim bilgilerini hazırlar, iklim risk ve fırsat analizlerini yapar ve yönetişim yapılarını belgelendirir. Hazırlık aşamasında önceki yıl verilerinin güncelliği kontrol edilir, yeni hedefler ve stratejiler dokümante edilir ve bağımsız doğrulama gerekiyorsa üçüncü taraf doğrulama süreci başlatılır.

İkinci aşama soru setine yanıt verme dönemini kapsar; CDP Portalı genellikle her yılın haziran ayında açılır ve şirketlere yanıtlarını hazırlamaları için birkaç aylık süre tanınır. 2025 yılından itibaren uygulanan entegre soru seti 13 modülden oluşmakta ve iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma temalarını tek bir beyan altında birleştirmektedir. Şirketler soru setindeki her bir veri noktasına özenle yanıt vererek emisyon verilerini, azaltım hedeflerini, risk değerlendirmelerini, yönetişim yapısını ve stratejik eylem planlarını detaylı biçimde raporlar. Yanıt döneminin kapanmasının ardından CDP bağımsız puanlama sürecini başlatır; her şirketin yanıtları standartlaştırılmış puanlama metodolojisi çerçevesinde değerlendirilir ve D eksi ile A arasında bir harf notu atanır. Puanlama sonuçları genellikle yılın son çeyreğinde veya ertesi yılın başında kamuoyuna açıklanır, A notu alan şirketler prestigli A Listesinde ilan edilir. Sonuçların açıklanmasının ardından şirketler aldıkları puanı analiz ederek iyileştirme alanlarını belirler ve bir sonraki dönemin hazırlıklarına başlar; böylece süreç yıllık bir döngü halinde devam eder.

CDP Puanlama Sistemi Nasıl İşler?

CDP puanlama sistemi, şirketlerin çevresel şeffaflık ve performans düzeyini dört kademeli bir yapıda değerlendiren, ilerlemeci bir metodolojiye dayanmaktadır. Her kademe bir öncekinin üzerine inşa edilmekte, şirketlerin çevresel olgunluk seviyesini basitten karmaşığa doğru ölçmektedir. Birinci kademe olan Disclosure (Açıklama) düzeyinde, şirketin çevresel verilerini ne ölçüde şeffaf biçimde paylaştığı değerlendirilir; bu aşamada önemli olan bilginin kalitesinden çok bilgi paylaşma iradesinin gösterilmesidir. İkinci kademe olan Awareness (Farkındalık) düzeyinde, şirketin çevresel risklerini ve etkilerini tanımlayıp tanımlamadığı, iklim risklerini akut ve kronik olarak sınıflandırıp sınıflandırmadığı ve emisyon kaynaklarını kategorizasyon yapıp yapmadığı değerlendirilir. Üçüncü kademe olan Management (Yönetim) düzeyinde, şirketin belirlenen riskleri ve fırsatları sistematik olarak yönetip yönetmediği, kısa-orta-uzun vadeli zaman dilimlerinde risk değerlendirmesi yapıp yapmadığı ve emisyon azaltım hedeflerini somut eylem planlarıyla destekleyip desteklemediği incelenir. Dördüncü ve en üst kademe olan Leadership (Liderlik) düzeyinde ise şirketin sektöründe çevresel performans açısından en iyi uygulamaları hayata geçirip geçirmediği, finansal etki analizlerini tamamlayıp tamamlamadığı ve geçiş planını kamuoyuyla paylaşıp paylaşmadığı değerlendirilir.

Puanlama sonuçları D eksi ile A arasında harf notlarıyla ifade edilmektedir. D ve D eksi Disclosure düzeyini, C ve C eksi Awareness düzeyini, B ve B eksi Management düzeyini, A eksi Leadership düzeyini, A ise en üst performans olarak A Listesi statüsünü temsil etmektedir. Her kademe arasında “essential criteria” (zorunlu kriterler) adı verilen geçiş kapıları bulunmakta, bir üst kademeye geçiş ancak bu zorunlu kriterlerin karşılanmasıyla mümkün olmaktadır. 2025 yılı puanlama metodolojisinde önemli değişiklikler yapılmış, emisyon verileri için zorunlu üçüncü taraf doğrulama getirilmiş, geçiş planı açıklaması A Listesi kriterleri arasına dahil edilmiş ve ESRS (Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) ile uyum tabloları puanlama sürecine entegre edilmiştir. Şirketler üç tema alanının (iklim değişikliği, su güvenliği, ormansızlaşma) her birinden ayrı puan almakta, üç alanda da A notu alan şirketler Triple A statüsü kazanmaktadır. Türkiye’den 2025 yılında 45 şirket en az bir A Listesinde yer almış, 5 şirket ise Triple A statüsünü elde etmiştir.

CDP Anketinde Hangi Veriler İstenmektedir?

CDP anketi, şirketlerin çevresel performansını kapsamlı biçimde değerlendirmek amacıyla yönetişimden emisyon verilerine, risk analizinden stratejik hedeflere kadar geniş bir veri yelpazesini talep etmektedir. 2025 yılından itibaren 13 modülden oluşan entegre soru seti, şirketlerden şu temel veri kategorilerinde detaylı bilgi istemektedir:

  • Yönetişim ve strateji verileri: İklim değişikliği konusunda yönetim kurulu düzeyinde gözetim mekanizmasının varlığı, iklimden sorumlu yönetim kurulu üyesinin belirlenmesi, çevresel konuların üst yönetim toplantı gündemlerindeki sıklığı, kurumsal iklim stratejisi ve bu stratejinin genel iş stratejisiyle entegrasyonu.
  • Risk ve fırsat değerlendirmesi: İklim değişikliğiyle ilişkili fiziksel riskler (sel, kuraklık, sıcak hava dalgası gibi akut riskler ve deniz seviyesi yükselmesi gibi kronik riskler), geçiş riskleri (politika, teknoloji, pazar, itibar riskleri), risklerin kısa-orta-uzun vadeli zaman dilimlerinde analizi ve bu risklerin finansal etkilerinin niceliksel olarak ifade edilmesi.
  • Emisyon verileri: Kapsam 1 (doğrudan), Kapsam 2 (enerji kaynaklı dolaylı, hem konum hem piyasa temelli) ve Kapsam 3 (değer zinciri kaynaklı dolaylı, 15 alt kategori) sera gazı emisyonları, kullanılan hesaplama metodolojisi, emisyon faktörleri, raporlama kapsamı ve konsolidasyonu, bağımsız doğrulama durumu.
  • Enerji verileri: Toplam enerji tüketimi, enerji karması (yenilenebilir ve yenilenemez kaynak dağılımı), enerji yoğunluğu metrikleri ve yenilenebilir enerji sertifikası kullanımı.
  • Hedefler ve performans: Bilim temelli emisyon azaltım hedeflerinin varlığı (SBTi onaylı olup olmadığı), hedef bazlı yılları, ilerleme durumu, yenilenebilir enerji kullanım hedefleri ve net sıfır taahhütleri.
  • Geçiş planı: 1,5 derece senaryosuyla uyumlu geçiş planının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı, planın finansal planlama ve sermaye tahsisiyle ilişkilendirilmesi, dekarbonizasyon kaldıraçlarının belirlenmesi.
  • Su güvenliği verileri: Toplam su çekimi ve tüketimi, su stresi bölgelerindeki operasyonlar, su kaynaklı riskler ve su yönetim politikaları.
  • Ormansızlaşma verileri: Tedarik zincirindeki orman risk emtiaları (palm yağı, soya, kereste, sığır ürünleri), ormansızlaşma politikaları ve izlenebilirlik uygulamaları.

Her bir veri noktası, CDP’nin puanlama metodolojisindeki dört kademe çerçevesinde farklı ağırlıklarla değerlendirilmektedir. 2025 yılından itibaren emisyon verileri için bağımsız üçüncü taraf doğrulaması zorunlu hale getirilmiş olup doğrulama yapılmayan veriler puanlama sürecinde dezavantaj oluşturmaktadır. Şirketlerin soru setine verdikleri yanıtların tutarlılığı, detay düzeyi, kanıtlarla desteklenmesi ve önceki yıllarla karşılaştırılabilirliği puanlama sonucunu doğrudan etkileyen kritik faktörlerdir.

CDP Raporlaması Kimler İçin Zorunludur?

CDP raporlaması, hukuki çerçevede herhangi bir ulusal mevzuat tarafından doğrudan zorunlu kılınan bir yükümlülük değildir; platform gönüllülük esasına dayanmaktadır. Ancak iş dünyasındaki gelişmeler, yatırımcı baskısı ve düzenleyici trendler belirli şirket kategorileri için CDP raporlamasını fiilen kaçınılmaz hale getirmektedir. CDP’ye raporlama daveti, iki ana kanal üzerinden gelmektedir: yatırımcı kanalında, 136 trilyon ABD dolarını aşan varlığı yöneten 740’tan fazla kurumsal yatırımcı portföylerindeki şirketlerden CDP aracılığıyla çevresel veri açıklaması talep etmekte, tedarik zinciri kanalında ise büyük alıcı firmalar tedarikçilerinden CDP üzerinden raporlama yapmasını istemektedir. Davet alan şirketler yasal olarak raporlama yapmak zorunda olmasa da, davet gönderen yatırımcının veya alıcının beklentisini karşılamamak ticari ilişkileri ve yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilmektedir. CDP’ye yanıt vermemeyi tercih eden şirketler “F” notu almakta ve bu durum kamuoyuna açık olarak yayımlanmaktadır.

Türkiye özelinde bazı düzenleyici gelişmeler CDP raporlamasını fiilen zorunlu kılmaya yaklaşmaktadır. BIST Sürdürülebilirlik Endeksine dahil olan veya dahil olmayı hedefleyen halka açık şirketler, endeks kriterlerinde çevresel performans göstergeleri arasında CDP puanlamasının dikkate alınması nedeniyle raporlama yapmak durumundadır. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri kapsamında CDP verileri referans alınabilmekte, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile CDP soru seti arasındaki uyum 2025 itibarıyla yüksek seviyeye ulaşmıştır. 7552 sayılı İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte emisyon raporlama yükümlülüklerinin genişlemesi, CDP raporlamasını bu yükümlülüklere hazırlık niteliğinde stratejik bir araç haline getirmektedir. Uluslararası ölçekte bakıldığında, AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) kapsamına giren şirketler için CDP ile ESRS arasındaki karşılıklı uyum tabloları raporlama sürecini kolaylaştırmakta ve CDP verilerinin yasal raporlama yükümlülüklerinde doğrudan kullanılabilir hale gelmesini sağlamaktadır. Özetle, CDP raporlaması yasal olarak zorunlu olmamakla birlikte halka açık şirketler, uluslararası tedarik zincirlerinde yer alan firmalar, kurumsal yatırımcılarla ilişkisi olan kuruluşlar ve AB pazarına ihracat yapan işletmeler için stratejik bir zorunluluk niteliği kazanmış durumdadır.

CDP Raporlamasının İşletmelere Sağladığı Faydalar Nelerdir?

CDP raporlaması, işletmelere şeffaflık, risk yönetimi, finansal performans ve paydaş ilişkileri gibi birden fazla boyutta somut faydalar sunan kapsamlı bir çevresel yönetim aracıdır.

  • Yatırımcı güveni ve sermaye erişimi: CDP verileri küresel ölçekte 740’tan fazla kurumsal yatırımcı tarafından yatırım kararlarında kullanılmakta, yüksek CDP puanına sahip şirketler daha düşük sermaye maliyeti, daha uygun kredi koşulları ve daha geniş yatırımcı tabanına erişim avantajı elde etmektedir.
  • Risk yönetimi kapasitesinin güçlendirilmesi: CDP soru seti, şirketleri fiziksel ve geçiş risklerini sistematik biçimde tanımlamaya, değerlendirmeye ve yönetmeye yönlendirmekte, bu süreç şirketin iklim kaynaklı mali şoklara karşı dayanıklılığını artırmaktadır.
  • Maliyet tasarrufu ve operasyonel verimlilik: Emisyon verileriyle ilk kez yüzleşen şirketler, enerji tüketim kalıplarındaki verimsizlikleri tespit ederek enerji maliyetlerini düşürme fırsatı bulmakta, CDP lider şirketlerinin çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her bir birim yatırımın katlanarak geri dönüş sağladığı raporlanmaktadır.
  • Düzenleyici uyuma hazırlık: CDP raporlama altyapısı, Türkiye İklim Kanunu, TR ETS, TSRS, AB CSRD ve SKDM gibi mevcut ve yaklaşan düzenleyici gerekliliklere uyum sürecini kolaylaştırmakta, özellikle ESRS ile CDP arasındaki uyum tabloları aynı verilerin birden fazla raporlama çerçevesinde kullanılmasına olanak tanımaktadır.
  • Tedarik zincirindeki konumun güçlenmesi: Büyük alıcı firmalar tedarikçilerini seçerken CDP puanını referans almakta, yüksek puan alan tedarikçiler mevcut iş ilişkilerini güçlendirirken yeni müşteri kazanımında da avantaj sağlamaktadır.
  • Kurumsal itibar ve marka değeri artışı: CDP A Listesinde yer almak, şirketin çevresel liderliğinin uluslararası düzeyde tescili anlamına gelmekte, bu durum medya görünürlüğü, paydaş güveni ve marka algısı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratmaktadır.
  • Kıyaslama ve performans takibi: CDP, şirketlerin çevresel performansını sektör ve bölge bazında kıyaslama imkanı sunmakta, yıllık puan değişimleri şirketin iklim stratejisindeki ilerlemeyi veya gerilemeyi somut biçimde ortaya koymaktadır.
  • BIST Sürdürülebilirlik Endeksine dahil olma: Türkiye’de halka açık şirketler için BIST Sürdürülebilirlik Endeksi kriterlerinde CDP puanı değerlendirilen göstergeler arasında yer almakta, endekse dahil olmak kurumsal itibar ve yatırımcı ilgisi açısından stratejik bir avantaj sağlamaktadır.
  • Çalışan bağlılığı ve kurumsal kültür: Çevresel şeffaflık ve somut iklim eylemi, özellikle sürdürülebilirlik duyarlılığı yüksek genç kuşak profesyonellerin motivasyonu ve bağlılığı üzerinde olumlu etki yaratmakta, yetenek çekme ve tutma stratejilerini güçlendirmektedir.
  • COP31 hazırlığı ve ulusal görünürlük: Türkiye’nin 2026 yılında COP31’e ev sahipliği yapacak olması, Türk şirketlerinin CDP performansına olan uluslararası ilgiyi artırmakta, yüksek CDP puanı bu dönemde diplomatik ve ticari görünürlük açısından ek bir fırsat sunmaktadır.

CDP raporlamasının sağladığı faydalar, yalnızca raporlama yapan şirkete değil, aynı zamanda yatırımcılara güvenilir veri, düzenleyicilere politika oluşturma zemini ve topluma çevresel hesap verebilirlik sağlayarak geniş bir ekosisteme katkı sunmaktadır. Bu nedenle CDP, tek yönlü bir raporlama yükümlülüğü olarak değil, çok paydaşlı bir değer yaratma platformu olarak konumlandırılmalıdır.

CDP Puanını Yükseltmek İçin Neler Yapılmalıdır?

CDP puanını yükseltmek, tek seferlik bir raporlama iyileştirmesi değil, kurumsal çevresel yönetim kapasitesinin sistematik olarak güçlendirilmesini gerektiren sürekli bir süreçtir. Puanlama metodolojisinin dört kademeli yapısı (Disclosure, Awareness, Management, Leadership) şirketlere net bir yol haritası sunmakta, her kademenin geçiş kapısındaki zorunlu kriterlerin karşılanması bir üst seviyeye ilerlemenin ön koşulunu oluşturmaktadır. D veya C bandından B bandına yükselmek isteyen şirketler için öncelikli adım, emisyon verilerinin Kapsam 1, 2 ve 3 düzeyinde eksiksiz ve tutarlı biçimde raporlanmasıdır. 2025 metodolojisinde emisyon verileri için bağımsız üçüncü taraf doğrulaması zorunlu hale gelmiş olup doğrulanmamış veriler puanlama sürecinde ciddi dezavantaj oluşturmaktadır. Enerji tüketim verileri, emisyon hesaplama metodolojisi ve raporlama kapsamının net biçimde açıklanması bu kademedeki temel gerekliliklerdir.

B bandından A eksi ve A notuna ulaşmak için ise çok daha kapsamlı bir kurumsal dönüşüm gerekmektedir. Yönetim kurulu düzeyinde iklim değişikliği gözetim mekanizmasının kurulması, iklimden sorumlu bir üst yönetici atanması ve çevresel konuların düzenli olarak yönetim kurulu gündemine alınması yönetişim boyutunun temel gereklilikleridir. Risk ve fırsat değerlendirmesinde fiziksel ve geçiş risklerinin kısa, orta ve uzun vadeli zaman dilimlerinde en az üç farklı risk türünü kapsayacak biçimde analiz edilmesi ve bu risklerin finansal etkilerinin niceliksel olarak ifade edilmesi Management kademesinin kritik kriterleridir. SBTi onaylı bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlenmesi, 1,5 derece senaryosuyla uyumlu bir geçiş planının hazırlanıp kamuoyuyla paylaşılması, geçiş planının finansal planlama ve sermaye tahsisiyle ilişkilendirilmesi ve yenilenebilir enerji sertifikaları (I-REC veya YEK-G) aracılığıyla Kapsam 2 emisyonlarının piyasa temelli yöntemde azaltılması Leadership ve A Listesi kriterlerinin temel taşlarıdır. Bunların yanı sıra tedarik zinciri emisyonlarının (Kapsam 3) en az birkaç alt kategori düzeyinde raporlanması, senaryo analizi yapılması, iç karbon fiyatlandırması uygulanması ve çevresel performans verilerinin yıllık bazda tutarlı iyileşme göstermesi puanı yukarı taşıyan önemli faktörlerdir. Sürecin verimli yönetimi için CDP raporlama deneyimine sahip uzman danışmanlık desteği almak, puanlama metodolojisindeki yıllık değişiklikleri yakından takip etmek ve önceki yıl geri bildirimlerini sistematik biçimde analiz ederek iyileştirme planına dönüştürmek en etkili yaklaşımdır.

Yorum bırakın

Scroll to Top
WhatsApp Ara